Köpek Gençlik Hastalığı (Distemper)

Köpek Gençlik Hastalığı (Distemper)

Köpek Gençlik Hastalığı (Distemper) etkenleri ve özellikleri, hastalığın çıkış ve yayılışında etkili olan faktörler ve bulaşma şekilleri, oluşum tarzlarını, klinik ve otopsi bulguları, teşhis metotları, sağaltım ve hastalıkla mücadele için yapılması gerekenler hakkında bilgiler.

Köpek Gençlik Hastalığı (Distemper) özellikle genç köpeklerde (3-6 aylık) görülen dünyada yaygın bir dağılım gösteren mortalitesi (ölüm oranı) yüksek bulaşıcı bir viral hastalıktır.

Gençlik hastalığı, iki fazlı bir ateş yükselişi konjuktivitis, gastroenteritis, bronkopnömoni, sinirsel semptomlar ve nadiren deride lezyonların oluşması ve lökopeni ile karakterizedir. Etken paramyxoviruslar grubunun morbillivirus alt grubuna dahildir. Bulaşma başlıca solunum yolu ile olmakla birlikte sindirim yolu ile de olmaktadır. Teşhiste histopatolojik muayene, immunfloresans, virüs izolasyonu ve serolojik muayenelerden (VN, CF, FA) faydalanılır. Koruyucu aşı olarak attenue canlı virüs aşıları kullanılmaktadır.

Köpek Gençlik Hastalığı (Distemper)
Köpek Gençlik Hastalığı (Distemper)

Etiyoloji

Etken paramyxovirus grubunun morbillivirus alt grubuna dahildir. İnsanların kızamık ve ruminantların sığır vebası virüsü ile antijenik yakınlığı bulunmaktadır. Virüs serolojik olarak tek tiptir, fakat suşlar virülens bakımından değişiklik gösterebilir. Etken 70-105 nm büyüklüktedir. Kloroform ve etere duyarlıdır. Optimum pH değeri 7.0 olup, pH 4.0’ün altında ve pH 9.0’un üzerinde inaktive olmaktadır. Virus 56°C’de 30 dakikada aktivitesini kaybeder. Soğuğa karşı dayanıklıdır. Sodyum hidroksit (% 3) ve fenol (% 0.5)’e duyarlıdır.

Virüsün üretilmesinde deneme hayvanı olarak köpek yavruları ve gelincikler kullanılmaktadır. Ayrıca virüs 10 günlük embriyolu tavuk yumurtasında (koriyoallantoik membranda) ve doku kültürlerinde (yavru köpek (6-12 haftalık) böbrek epitel hücre kültürü, tavuk embriyosu fibroblast kültürü ve devamlı hücre kültürlerinden MDCK hücre kültürleri) de üretilmektedir. Virus embriyolu tavuk yumurtalarında koriyoallantoik membranda kalınlaşma ve küçük grimsi beyaz odaklar, hücre kültürlerinde ise granülasyon, dev hücresi oluşumu, intranüklear ve intrastoplazmik inklüzyon cisimcikleri ile karakterize CPE meydana getirerek ürer.

Epizootiyoloji

Hastalık köpek ve diğer et yiyen genç hayvanlarda görülür. Kültür ırkları diğerlerine oranla hastalığa daha duyarlıdır. Anne sütü almış yavru köpeklerde sütteki antikorlar yavruyu 2 ay hatta bazı durumlarda 3 ay kadar koruyabilir. Genç köpekler hastalığa en çok 3-6 aylık yaşlarda (maternal antikorların kaybolduğu, diş değiştirme ve iç parazit invazyonlarının çok olduğu dönem) yakalanırlar. Hastalığı atlatanlar yaşam boyu bağışık kalır.

Beslenme, iklim, bakım şartları gibi çevre faktörlerinin hastalığın seyri üzerinde önemli etkileri vardır.

Bulaşma başlıca solunum yolu ile olmakla birlikte sindirim yolu ile de bulaşma olmaktadır. Uzun süre enfekte olan köpekler birkaç ay virüs çıkartabilirler. Virüs hasta hayvanların burun ve göz akıntıları, salya, idrar ve gaitaları ile saçılır. Direkt bulaşmada temas ve damlacık enfeksiyonu, indirekt bulaşmada enfekte yemlerin alınması ve çeşitli enfekte malzemelerle temas önemli rol oynar. Bazı vakalarda intrauterin yolla da enfeksiyonun nakledildiği gözlenmiştir. Klinik belirti göstermeyen enfekte köpekler bulaşmada en tehlikeli faktörlerdir. Morbidite % 25-75, mortalite % 30-80 civarındadır.

Patojenezis

Solunum yolu ile alınan virüs solunum sisteminin epitelini alveolar makrofajları enfekte eder daha sonra lokal lenf düğümlerine geçer ve çoğalır. İlk hafta boyunca virüs kan dolaşımı yolu ile (viremi) tüm vücuda yayılır. Virüs organlara yerleştikten sonra kanda bulunmaz. Buna karşılık kanda virüsü nötralize edici antikorlar meydana gelir.

Klinik ve Otopsi Bulguları

İnkübasyon süresi 3-7 gündür. Hastalık perakut veya akut bir seyir göstermekle beraber perakut forma nadiren rastlanır. Bu formda ateş 41 °C’ye yükselir, sonra düşer. Beden ısısının aralıklı ateş tipinde olması tanı için önemlidir. Ateşin görüldüğü dönemde lökopeni (özellikle lenfopeni) tablosu şekillenebilir. Hastalığın beş formu vardır:

  1. Pulmonar form: Öksürük, burun akıntısı, tonsillitis, larinks ve bronşların kataral yangısı, ilerleyen olaylarda bronşitis veya bronkopnömoni, bazen plöritis görülür.
  2. Gastrointestinal form: iştahsızlık, şiddetli kusma, sulu, mukus veya kan ile karışık, kötü kokulu ishal görülür.
  3. Göz form: Gözyaşı akıntısı, konjuktivitis ve fotofobi (ışıktan korkma) görülür.
  4. Nervöz form (sinirsel form): Davranış değişiklikleri, ataksi, inkoordinasyon ve parazis görülür. Bu formda temporal kaslarda tiklerin görülmesi patognomoniktir.
  5. Deri form: Karın bölgesinde, bacakların iç bölgesinde ve diğer kılsız bölgelerde, seyrek olarak dudak civarında veziküler, püstüler dermatitis görülür. Bazı hayvanların taban yastıklarında hiperkeratoza rastlanır.

Bir köpekte iki veya daha fazla form bir arada görülebilir. Göz formu genelde diğer formlarla birlikte seyreder. Sinirsel form diğer şekillerle veya tek başına da ortaya çıkabilir. Hastalığın seyri sekonder bakteriyel enfeksiyonlar (Örn: E. coli, Salmonella, Stafilokok enfeksiyonları) tarafından oluşturulan komplikasyona bağlı olarak değişir.

Gençlik hastalığında sekonder enfeksiyon meydana gelmediği takdirde yalnız virüse bağlı patolojik anatomik bozukluklar hem az hem de pek karakteristik değildir.

Teşhis

Bazı vakalarda hastalığın klinik tablosu teşhise yardımcı olur. Ayırıcı teşhiste kuduz, hepatitis contagiosa canis (HHC), parvoviral enteritis, coronaviral enteritis, leptospirozis, listeriozis, salmonellozis, tularemi, toksoplazmos ve intoksikasyonlar göz önünde bulundurulmalıdır.Kesin teşhis laboratuvar muayeneleri ile mümkün olmaktadır.

Histopatolojik muayene:

Çeşitli organların hücrelerinde, özellikle idrar kesesi epitel hücrelerinde inkluzyon cisimcikleri teşhis için önemlidir. Genellikle inkluzyon cisimcikleri hastalık seyrinin geç dönemlerinde oluşmaktadır.

İmmunfloresans:

En çok kullanılan teşhis metodudur. Antemortem dönemde konjuktiva veya periferal kan lenfositlerinde, postmortem dönemde ise akciğer, barsak ve idrar kesesi dokusunda antijenin varlığı immunfloresans metodu ile gösterilir.

Virüs izolasyonu:

Konjuktival swap, idrar, gaita, barsak, mide, idrar kesesi beyin ve akciğer numunelerinden duyarlı hücre kültürlerine inokulasyon yapılır. Karakteristik CPA teşhise yardımcı olur.

Serolojik muayene:

Serum örneklerinde antikor taramaları yapılır. Bu amaçlar virüs nötralizasyon kompolement fikzasyon ve floresan antikor testleri kullanılır.

Sağaltım ve Korunma

Hastalığın etiyolojik bir tedavisi yoktur. Bu nedenle semptomatik sağaltım uygulanır. Genel tedavi olarak diyet, vücut direncini artıran preparatlar, ateş düşürücüler, sakinleştiriciler ve Vit B preparatları verilebilir. Ayrıca opportunistik sekonder bakteriyel enfeksiyonların etkisinin azaltılması amacıyla antibiyotik tedavisi uygulanabilir.

Pasif immunite:

İmmun serum verilmesi

Pasif immunizasyon aktif immunizasyonun uygulanması ile önemini kaybetmiş olsa bile, bazı durumlarda kullanılmaktadır. Hayvanlara her kilogram vücut ağırlığı için 2ml. immun serum verilmesi gerekir. Bu tür immunizasyon ile yaklaşık on günlük koruma sağlanır.

Matemal antikorlar

Hastalığı geçiren köpeklerde yeni enfeksiyonlara karşı uzun süreli bir bağışıklık oluşur. Bağışıklıkta en önemli rolü nötralizan antikorlar oynamaktadır. Bu antikorlar yaklaşık 6-9. günlerde oluşmaya başlar ve 2-4 hafla sonra en yüksek düzeye ulaşır ve yaklaşık 2 yıl titresi değişmeden kalır. Komplementi bağlayan antikorlar ise yalnızca birkaç hafta süre ile etkilidir. Nötralizan antikorlar köpek yavrularına intrauterin ve kolostral yol ile yavruya geçebilir. Yavruya geçen bu maternal antikorların titresi 1/100 ve daha yukarı olduğunda yavrular enfeksiyona karşı bağışıktır. Titre 1/40 – 1/50’ye düştüğünde enfeksiyon ihtimali% 50’dir. Yavru köpeklerin maternal antikor durumunun bilinmesi aşı uygulamalarında gereklidir.

Aktif immunite:

Aktif immunizasyonda attenue canlı virüs aşıları kullanılmaktadır. Aşılanan köpeklerde ender olarak ensefalitis olayları ortaya çıkabilmektedir. Köpeklerde genellikle kombine aşılar (Distemper-Hepatilis Contagiosa Canis-Leptospira) kullanılır.

Aşı Programı

Ana aşılı ve yavru anadan kolostrum almış ise, yavru köpeklere 6-8. hafta 1. aşılama, 12-16. hafta ikinci aşılama yapılır. Ana köpeğin durumu bilinmiyorsa ve yavru köpek anadan kolostrum almamışsa yavru köpeklere 2. haftadan itibaren aşıya başlanır. Aşılamalar aşının özelliğine göre 1-2 yıl arayla sürdürülür.

Twitter Facebook
468 ad